Metanavigation

Oinoanda ve antik dünyanın en uzun yazıtı

Diogenes'in kenti ve onun ünlü, felsefi yazıtı üzerine İstanbul şubesinin başlattığı yeni araştırma projesi

Lokalisierung

36° 48' 35.28" N, 29° 33' 3.6" E

2 Oinoanda'nın genel planı (daha evvel İngilizler tarafından yapılan yüzey araştırmasına göre) © DAI1 Kuzey Likya'da Oinoanda'nın konumu © DAIOinoanda antik kenti, Likya'nın kuzeyindeki dağlık ve ıssız bölgede, Kibyratis'in kıyısında yer alır (1). Yerleşim alanı bir dağ sırtının iki büyük yükseltisi arasındaki geniş arazi çöküntüsünü kaplar ve yaklaşık 1400 m yüksekte bulunmaktadır (2). Kentin kuzeyinde yükselen Eren Tepe (1532m) Oinoanda'nın Akropolisi olarak nitelenmiştir ancak yerleşim sistemiyle ilgisi bulunmamaktadır. Oldukça engebeli olan topografya (3) büyük yer kaplayan Agora ve Esplanade denen yapıların yalnızca kentin kuzeyindeki bölgede kurulmasına izin verirken, geri kalan tüm yapı kalıntıları daha meyilli konumda bulunmaktadır. Kent alanı güneybatıda, iki kuleyle donatılmış, iyi durumdaki duvar kesitiyle korunmaktadır. Buna teğet geçen, aynı şekilde yüksekliği korunagelmiş, güneye doğru giden bir sukemeri vardır ve bir sonraki, güneyde bulunan tepeyi aşmaktadır. Kentin doğusundaki düzlükte günümüzün İncealiler köyü yer alır, buradan harabelere giden bir patika bulunmaktadır.

Ziele

3 Kentin ağaçlarla kaplı bölgesine güneyden bakış © DAIOinoanda'da 2007'de başlayan yeni araştırma projesinin amacı, kent yapılarının kapsamlı olarak yeni belgelenmesi ve harabe alanının her yerine dağılmış durumdaki yazıt parçalarını yeni belgeleme teknikleri yardımıyla Diogenes yazıtının araştırılması ve antik kentin özel maddi kültürünü yeni bir temele oturtmaktır. Çalışmaya katılan bilimadamlarının uluslararası ve disiplinlerarası bir ekipten oluşması sayesinde, şimdiye kadar epigrafik içerik üzerine yoğunlaşmış olan Oinoanda araştırmasını geniş bir temel üzerine oturtacak ve böylece hem buranın kendine özgülüğünün hem de "yazı düşkünü" sakinlerinin anlaşılmasına katkıda bulunacaktır. Harabe alanının durumu bakımından Oinoanda'daki bu yeni faaliyetler zorunludur, çünkü buranın arkeolojik içeriği kaçak kazılarla hem yoğun olarak bozulmuş durumdadır hem de yeni tehditlere açıktır.

Forschungsgeschichte

Oinoanda daha 1840'lı yıllarda İngiliz seyyahlarınca keşfedilmiş ve saptanmış, ilk planı 1847'de çıkarılmıştır. Bununla birlikte, ne [genel anlamda] tüm yapılar ne de kısmen iyi durumdaki tekil yapılar devam eden bir çalışmanın konusu olmamıştır. Araştırmanın tüm ilgisi daha çok, ilk olarak 1884'te keşfedilen ve takip eden yıllarda toplam 88 parçanın bulunuşuyla birlikte, Oinoandalı filozof Diogenes'in epikurosçu öğretisinin anıtsal bir biçimde ölümsüzleştiği yazıt olarak belirlenebilen edebi bir yazıtın parçaları üzerinde yoğunlaşmıştır. Araştırmanın devamında, antik dünyanın en büyük tanınmış yazıtının söz konusu olduğu ortaya çıkmıştır. 1968 yılından itibaren, Martin Ferguson Smith'in araştırmalarıyla birlikte Oinoanda'nın araştırma tarihinde yeni bir dönem başlamıştır. Bu çalışmalar da yine Diogenes yazıtına yöneliktir ve 38 yeni parça daha kazandırmıştır. Smith bundan başka, 19. yüzyılda keşfedilen birçok parçayı tekrar bulmuş ve yeniden çalışmıştır. 1974'ten başlayarak ise çalışmalara, BIAA'nın (British Institute at Ankara) ilk olarak Alan Hall tarafından yönetilen çok yıllık bir yüzey araştırması katılmıştır. İlk önce yoğun olarak Oinoanda'nın yapıları ve kent topografyası ile ilgili çalışmalar yürütmüş, ayrıca bunlara koşut olarak, mevcut Diogenes yazıtı parçalarını toplam 86 yeni buluntuyla zenginleştirmiştir. Bu parçalar M. F. Smith tarafından başarıyla yayınlanmıştır. Yazıt buluntuları ağırlıklı olarak Esplanade denen, daha eskiden kentin Hellenistik Agorası olduğu belirlenen alanda yer almaktadır. M. F. Smith 1997'de Fethiye Müzesi tarafından yürütülen bir kurtarma kazısının bilimsel başkanı olarak Esplanade'da başka bir dizi yazıt bloğu ortaya çıkarmış, ancak bu çalışma yarıda kalmak zorunda kalmıştır. Bu kazı Oinoanda'daki ilk ve tek arkeolojik kazı olmuştur. Yüzey araştırması çerçevesinde yürütülen çalışmalarda antik kentin devlet arazisi de ele alınmıştır. Oinoanda'da Epikurosçu yazıtın yanı sıra, felsefi olmayan birçok metin de ortaya çıkarılmış yayınlanmıştır. Bunlar arasında özellikle Licinnia Flavilla mozolesi üzerindeki soyağacı bulunan yazıt ve Demostheneia yazıtı olarak bilinen yazıtın adı anılmaya değerdir. Bu yazıtlar Diogenes yazıtıyla birlikte Yunan dünyasının en önemli yazıtsal tanıkları arasındadır ve Oinoanda'nın "epigrafinin Eldoradosu" olarak özel bir öneminin olduğunun altını çizerler. Demostheneia yazıtı, Alman Arkeoloji Enstitüsü 'Kommission für Alte Geschichte und Epigraphik' bölümü müdürü M. Wörrle tarafından yayınlanmıştır ve İmparatorluk çağı Küçük Asya kentlerinde yaşayan elit tabakanın dünya görüşü ve kutlama kültürünün belgesi olarak etraflıca yorumlanmıştır. Bu önemli sonuçlara karşın, birkaç yıldır durdurulmuş olan Oinoanda'daki araştırma faaliyetleri birçok yanıtlanmamış soruyu barındırmaktadır. Bu özellikle mimari anlayış ve Diogenes yazıtının kentçilik bağlamıyla ilgilidir, ancak ayrıca kent gelişiminin tüm evreleri ve kentin kamusal alanlarının artzamanlı olarak incelenmesi de gereklidir. Bundan başka, Oinoanda'daki arkeolojik araştırmalar devam ederken daha başka yazıt buluntularının ele geçebileceği de hesaba katılmalıdır.

Aktuelle Arbeiten

2009 Yılı Çalışmaları
5 Taş plandan, set duvarınından ve batısındaki bölgeden bir kesit © DAI4 2009 yılında çalışılan yapı kompleksleriyle birlikte, Esplanade'nin 2008 yılında oluşturulan nokta bulut modeli © DAI
2009 yılında (15.7.-15.8.09) yapılan çalışmaların odak noktasını Esplanade'nin yapı belgelemesi oluşturmuştur. Ayrıca Oinoanda Diogenes yazıtı parçalarının üç boyutlu değerlendirilmesi çalışmaları da başarıyla sürdürülmüştür. Bu çok nadir felsefik yazıtın hemen hemen kentin tüm alanına yayılmış olan parçaları plan üzerinde tespit edilmiştir. Böylece, Diogenes yazıtının bulunabilen tüm parçaları karmaşık kent topografyasında GPS koordinatlarıyla belirlenmiş olmaktadır. Oinoanda'da felsefik olmayan yazıtlar üzerine yapılan diğer çalışmalar da epigrafya araştırma programını tamamlayan çalışmalardandır. Her iki bölgede de elde edilen heyecan verici buluntular, Oinoanda'nın özel epigrafik potansiyelini yeniden vurgulayan buluntulardır. Oinoanda'da yapılan jeofizik araştırmaların amacı, kent gelişimini anlamaya yönelikti. Hakkında çok az bilgi olan Hellenistik dönem kent dokusu bu çalışmanın merkezini oluşturmaktaydı. İmparatorluk dönemine ait ve teknik tarihi açısından önemli Oinoanda sukemeri ve suyolu araştırmaları ise diğer belgeleme çalışmalarıydı.

7 Güneybatıdan Vespasian dönemi hamam yapısı kalıntısına bakış © DAI6 Esplanade'nin nokta bulut modelinden jeofizik sonuçların da gösterildiği kesit © DAI2009 yılında Esplanade'nin Hellenistik döneme ait büyük meydanı bitişiğindeki yapılarla birlikte taş planı tamamlandı. Yaklaşık 25.000 m2 tutan söz konusu alan, geçen yıl elde edilen üç boyutlu nokta bulut model esas alınarak geniş çapta belgelendi (4). Taş planda saat yönünde, kuzeybatı köşedeki Pseudo-peripter yapı, daha sonraki yapılar tarafından çok tahrip edilmiş olan kuzey stoa, kuzeydoğu köşedeki Dor yapıyla uyum gösteren kamusal yapı, Esplanade'nin doğu girişindeki küçük çaplı yapılar, meydanın güney yanını kaplayan Geç Antik dönem portikosunun bütün kalıntıları ve batıda kent dokusunu meydandan ayıran büyük savunma yapısı gösterilmiştir (5). Bu setin diğer tarafında hemen bitişikte büyükçe yıkıntı yerleri ve Antonius dönemi hamam yapısının doğu duvarı da dahil edilebilmiştir. Taş planın hazırlanmasının ardından yapılacak olan ayrıntılı değerlendirmeler sonucunda, Esplanade'deki yapılaşma tarihçesinin gerçekçi bir yorumu mümkün olacaktır. Kentin bu ilginç merkezinin yapılaşma sürecini daha iyi anlamak için, geçen yıl denenen jeo tarama araştırmaları bütün alana yayılmıştır (6). Asıl meydanda yapılan jeofizik araştırmalarda elde edilen sonuçlar, civardaki mimari kalıntılar üzerine elde edilen sonuçlardan belirgin bir şekilde daha iyiydi. Yine de güney portikos yapı strüktürü, daha önce bilinmeyen yerlerde de anlaşılmıştır. Anomali gösteren yerler belki de öncül yapılardan kaynaklanıyor olabilir. Bu bilgi de Esplanade'nin Hellenistik dönemdeki özgün halinin anlaşılması bakımından önemli olabilir.

9 Diogenes yazıtının 1895 yılından beri ortalıkta görülmeyen ve 2009 yılında yeniden keşfedilen parçası (YF 229) © DAI8 Esplanade'nin güneybatısındaki işlenmiş kaya formasyonu © DAIMeydan mimarisini kent dokusuyla ilişkilendirmek ve diğer bir bağlamda açıklamak için, lazer tarayıcıyla belgeleme çalışmaları komşu alanlara kadar genişletilmiştir. Setin dış tarafında, lazer tarayıcıyla üç boyutlu olarak ele alınan Vespasian dönemi eski hamamın olduğu batıdaki alan, çalışmaların merkeziydi(7). Taş planı rölövesinin elde edilmesi için, nokta bulut model burada da temel alınmalıdır. Esplanade'nin güneybatısında tepeyi andıran kayalık formasyonun (oluşuk) belgelenmesi de aynı amaca hizmet edecektir. Buranın kent topografyasındaki konumu ve yapı kalıntıları, çok harap durumda olması nedeniyle şimdiye dek pek bir ipucu göstermemişse de, Antik dönem kent dokusunda önemli bir işlevi olduğu izlenimi göstermektedir (8). Son olarak da, yapılırken büyük ölçüde kuzey stoa mimari parçalarının kullanıldığı meydanın güneybatısındaki Bizans dönemi kilisesi de yine lazer tarayıcıyla ele alınmıştır.

Diogenes yazıtı çalışmalarının odak noktasını ise, daha önce bilinen ama GPS ile planda yerine konmamış olan parçaların aranması oluşturmuştur. 2007 ve 2008 yıllarında yeni bulunan 30'u geçen sayıdaki parçanın yanı sıra, 2007 yılından önce yayınlanmış olan 220 kadar parçanın 130 kadarı yeniden keşfedildi ve plandaki yerlerine kondu. Kalan 40'a yakın parça ise toprak altında kalmış, daha doğrusu 1997 yılındaki kazıdan sonra üzerleri örtülmüştür. 19. yy.'dan beri bilinen diğer 27 parça ise İngilizlerin yaptığı 20. yy. yüzey araştırmaları sırasında da bulunamamıştı. 20. yy'da İngilizler tarafından görülen parçaların saptanması güçtü, zira 2008 yılında planda yerine koyma çalışmaları ancak ayrıntılı arazi tetkikleriyle yapılmıştı. Yine de eski araştırmaların değerlendirilmesi ve GPS katkısıyla yapılan çalışmalarda, İngiliz araştırmalarından bilinen 15 parça daha yeniden bulunmuştur. 1885 yılında Fransız araştırmacılar G. Cousin ve Ch. Diehl tarafından keşfedilen ve 1895 yılında Avusturya araştırma ekibinden R. Heberdey ve E. Kalinka tarafından da görülen ancak o zamandan beri bir daha görülmeyen iki parçanın yerleri yeni tetkiklerde yeniden saptanabilmiştir (9). Geçen yılki başarılı çalışmalardan sonra beklenmeyen bir şekilde bir dizi yeni yazıt bulunmuştur (10). Diogenes stoasından olan bu 15 parça arasında tüm olarak ele geçen yazıt levhaları da vardı. Bunlardan biri, birbirine bağlı en uzun Diogenes metin dizisine eklenerek metni 14 sütun kadar genişletmiş olmaktadır. İçerik bakımından ilginç olan ise, son yıllarda kısmen görünen Diogenes özdeyişinde aşk acısı hakkındaki çok serbest düşünceleri tamamlamasıdır. Bu yeni buluntularla, 2007 yılında başlayan projede bugüne kadar Diogenes yazıtına ait yeni keşfedilen parça sayısı 50'ye yükselmiş olmaktadır.

11 Sukemerine ait bir desteğin netleştirilmiş çizimi © DAI10 Diogenes yazıtının 2009 yılında yeniden keşfedilen bir parçası © DAIProjenin bir bölümü olan, Diogenes yazıt parçalarının planda yerlerine konması bu çalışmalarla bitirilmişken, parçaların tarayıcıyla üçboyutlu belgelenmesi çalışmaları henüz bitirilememiştir. Yine de bu konudaki çalışmada geçen yıl ele alınan 30 parçaya 40 yeni parça daha eklenebilmiştir. Oinoanda'nın epigrafik bakımdan önemini artıran, felsefik olmayan yazıtlar üzerine yapılan yeni araştırmalar da verimli geçmiştir. Bunlar arasında çok sayıda mezar yazıtının yanı sıra, Poseidon'a adanmış küçük bir kaya kabartması ile dikkate değer, ancak anlaşılması kolay olmayan bir dille Tanrıça Nemesis'e yönelen bir heykel kaidesi sayılabilir.

Oinoanda'nın su temini konusu daha önce E. C. Stenton und J. Coulton tarafından ayrıntılı bir şekilde araştırılmış ve kentin hamamları bağlamında değerlendirilmişti (Bak. Kaynakça). Yine de Oinoanda'nın farklılık gösteren sukemerinin mimari biçimi ve suyoluna ilişkin teknik özellikler konusu aydınlatılmamıştı. Bu yüzden sukemerinin ayakta kalan kalıntılarında ilk belgeleme 13 Arazide suyolunun güzergâhı © DAI12 Su kaynağından Oinoanda tepesine bakış © DAIçalışmaları yapılmıştır (11). Kentin yaklaşık 3,5 km (kuş uçuşu) güneyinde bulunan bir kaynaktan su getiren suyoluna ayrıntılı bir tetkik gezisi yapılmıştır (12). Kaynaktan yaklaşık 500 m uzakta, birbirine paralel, yaklaşık 5 m kadar farklı yükseklikte iki ayrı hat saptanmıştır. Bu gözlem, sukemeri hakkında daha önce söylenen birkaç evreli olduğu görüşüyle örtüşmektedir ve kireçtaşı kütlede kaynak ağzının doğal olarak yer değiştirmiş olmasıyla ilgili olabilir. Her iki suyolunun güzergâhını ve kaynak ağzının konumunu planda yerine koyabilmek için, GPS verileri alınmıştır (13). Suyolu güzergâhının tam bir rekonstrüksiyonunu yapmak ve değişik yapı evrelerini saptamak için gelecek yıl çalışmalar sürdürülecektir.

Kooperation

Martin Bachmann - Alman Arkeoloji Enstitüsü İstanbul Şubesi (Yönetim ve mimarlık tarihi)
Veli Köse - Hacettepe Üniversitesi Ankara (Klasik Arkeoloji)
Jürgen Hammerstaedt - Köln Üniversitesi(Klasik Filoloji)
Martin Ferguson Smith - eskiden Durham University (Epigrafi)
Nicholas Milner - BIAA (Epigrafi)
Tilmann Müller - Hochschule für Technik und Wirtschaft Karlsruhe, Institut für Geomatik (Lichtlinienscanning)
Harald Stümpel - Universität Kiel (Geophysik)

Projeler
Esplanade ve civarının lazer tarayıcıyla taranması
Ertan İlter,Vildan İnan (Ankara)

Esplanade'nin mimari bakımdan derlenmesi
Eric Laufer (Köln Üniversitesi), Dorothea Roos (Karlsruhe Üniversitesi), Niko Koch (Karlsruhe Üniversitesi), Ozan Ayaz (Akdeniz Üniversitesi Antalya), Annika Zeitler (FH Regensburg), Ulrike Herrmann (Viyana Teknik Üniversitesi)

Esplanade'de jeofizik araştırmaları
Christina Klein, Karolin Dünnbier, Martin Proksch

GPS yöntemiyle Diogenes yazıt parçalarının ölçülmesi ve derlenmesi
Jürgen Hammerstaedt, Matylda Obryk, In Yong Song, Oliver Thiessen, Anke Rasselnberg (hepsi Köln Üniversitesi), Martin Ferguson Smith, Konrad Berner (Hochschule für Technik und Wirtschaft Karlsruhe)

Diogenes yazıt parçalarının taranması
Konrad Berner, Benjamin Fischer und Matthias Güldenpfennig (ikisi de Hochschule für Technik und Wirtschaft Karlsruhe)

Epigrafya yüzey araştırması
Nicholas Milner (BIAA), Veli Köse (Hacettepe Üniversitesi Ankara), Gregor Staab (Köln Üniversitesi), Matylda Obryk (Köln Üniversitesi)

Su kemeri ve su temini
Konrad Berner (Hochschule für Technik und Wirtschaft Karlsruhe), Martin Bachmann

araştırmaları destekleyen kişi ve kuruluşlar

Fritz Thyssen Stiftung
Gesellschaft der Freunde und Förderer der Nordrhein-Westfälischen Akademie der Wissenschaften 

Bibliographie

Yazıtlarla ilgili

G. Cousin, Inscriptions d'Oenoanda, Bulletin de Correspondance Hellenique 16 (1892), 1-70.
R. Heberdey - E. Kalinka, Die philosophische Inschrift von Oinoanda, Bulletin de Correspondance Hellenique 21 (1897), 346-443.
M. F. Smith, Diogenes of Oinoanda. The Epicurean inscription. Edited with introduction, translation and notes, La scuola di Epicuro, Supplemento 1 (Napoli 1993).
M. F. Smith, The philosophical inscription of Diogenes of Oinoanda, Ergänzungsbände zu den Tituli Asiae Minoris Nr. 20 (Wien 1996).
M. F. Smith, Supplement to Diogenes of Oinoanda. The Epicurean inscription, La scuola di Epicuro Supplemento 3 (Napoli 2003).
M. F. Smith, Excavations at Oinoanda 1997. The new Epicurean texts, Anatolian Studies 48 (1998), 125-170.
J. J. Coulton - N. P. Milner - A. S. Hall, The mausoleum of Licinnia Flavilla and Flavius Diogenes of Oinoanda. Epigraphy and architecture, Anatolian Studies 46 (1996), 111-144.
N. P. Milner, Ancient inscriptions and monuments from the territory of Oinoanda, Anatolian Studies 54 (2004), 47-77.
N. P. Milner, A hellenistic statue base in the upper agora at Oinoanda, Anatolian Studies 48 (1998), 113-116.
M. Wörrle, Stadt und Fest im kaiserzeitlichen Kleinasien. Studien zu einer agonistischen Stiftung aus Oinoanda, Vestigia 39 (München 1988).
M. F. Smith / J. Hammerstaedt, The Inscription of Diogenes of Oinoanda. New Investigations and Discoveries (NF 137-141), Epigraphica Anatolica 40 (2007) 1-11.
J. Hammerstaedt / M. F. Smith, Diogenes of Oinoanda: The discoveries of 2008 (NF 142-167), Epigraphica Anatolica 41 (2008) 1-37.

Kent ve yapılarıyla ilgili

A. Hall, The Oenoanda survey 1974-76, Anatolian Studies 26 (1976), 1991-197.
A. Hall, A sanctuary of Leto at Oenoanda, Anatolian Studies 27 (1977), 193-197.
A. Hall - R. Ling, Building Mk 1 at Oenoanda, Anatolian Studies 31 (1981), 31-53.
J. J. Coulton, Oinoanda. The Doric building (Mk 2), Anatolian Studies 32 (1982), 45-59.
J. J. Coulton, The buildings of Oinoanda. Proceedings of the Cambridge Philological Society, New series 29 (1983), 1-20.
J. J. Coulton, Oinoanda. The Agora, Anatolian Studies 36 (1986), 61-90.
J. J. Coulton - E. Stenton, Oinoanda. The water supply and aqueduct, Anatolian Studies 36 (1986), 15-59.
N. P. Milner, A Roman bridge at Oinoanda, Anatolian Studies 48 (1998), 117-123.

Förderung

Fritz-Thyssen-Stiftung (FTS) mehr

Aktuelle Projekte

  • 15.05.2012

    Wirtschaft als Machtbasis: Vormoderne Wirtschaftssysteme in Anatolien mehr

  • 08.02.2012

    Hattusa/Boğazköy mehr

  • 08.12.2011

    Die Michaelskirche in Germia (Galatien, Türkei) mehr

Abgeschlossene Projekte

  • 31.05.2011

    Türkei, Gürcütepe mehr

  • 31.05.2011

    Wissenschaftliches Netzwerk 'Manifestationen von Macht und Hierarchien in Stadtraum und Landschaft' mehr

  • 31.05.2011

    Milet in byzantinischer Zeit mehr

Kontakt

Das Deutsche Archäologische Institut (DAI) ist eine wissenschaftliche Einrichtung, die als Bundesanstalt zum Geschäftsbereich des Auswärtigen Amts gehört. Das Institut mit Zentrale in Berlin und mehreren Kommissionen und Abteilungen im In- und Ausland führt archäologische Ausgrabungen und Forschungen durch und pflegt Kontakte zur internationalen Wissenschaft.
Das Institut veranstaltet wissenschaftliche Kongresse, Kolloquien und Führungen und informiert die Öffentlichkeit über seine Arbeit.  

zum Kontaktformular