Metanavigation

Anazarbos

Doğu Kilikya'da Hellenistik/Roma/Geç Antik/Bizans/Arap/Ermeni dönemlerine ait bir kentte araştırmalar

Location

37° 15' 28.5588" N, 35° 53' 54.0996" E

Anazarbos-the ancient city and the Armenian fortress © DAIAnazarbos, Anavarza veya bugünkü Dilekkaya, Adana'nın yaklaşık 60 km kuzeydoğusunda, Kilikya ovasından yükselen Toros sıradağlarının son uzantısı olan büyük bir dağ kütlesinin eteklerinde yer alır. Anazarbos adı ilk önce, yüksekliği 220 metreyi aşan ve yaklaşık 4,5 km uzunluğundaki bu dağ kütlesinin adıyken, sonraları, kayalığın batı yamacında oluşan kentin adı oldu. Anazarbos, circus ve tiyatronun yanında ayrıca alışılmışın dışında bir de amfitiyatro kalıntısına sahiptir. Roma İmparatorluk döneminden iki hamam yapısı, kemerli bir anıt, bir kapı yapısı, bir sukemeri, geniş nekropol yapıları, bir tören merdiveni ve özellikle iki anıtsal ve birbiriyle kesişen sütunlu yol günümüze kalmıştır. Büyük birçok kilise yapısı, bir kemerli yapı, başka bir sukemeri ve büyük konutlar da Geç Antik döneme aittir. Yüksekliğini koruyan şehir surları bugünkü görünümünü Arap döneminde almıştır, ancak Bizans döneminin izleri de açıkça görülmektedir. Kayalığın tepesinde Hükümdarlık kilisesi ile birlikte azametli bir Ermeni kalesi ve bir Bizans kalesinin dağınık durumdaki kalıntıları yer alır; aynı zamanda sikkeler de akropolün Roma İmparatorluk döneminde kuvvetli bir biçimde tahkim edilmiş olduğunu göstermektedir.

Background

Anazarbos'ta yukarıda sözü edilen çalışmalar için 15-20 kişilik bir ekip kurulmuş, kurulan ekip arkeologlardan, mimarlardan, jeodezi ve jeofizik uzmanlarından oluşmakla kalmamış, aynı zamanda sıkı bir işbirliği de yürütülmüştür. Zorlu bir arazide ve büyük ölçüde yüzey buluntularının değerlendirmesiyle uğraşan arkeologlar için önemli olan, iki ya da üç çalışma sezonundan bilinen buluntu skalasıyla burada yalnızca uzun bir zaman dönemini profesyonel olarak ortaya çıkarmak değil, aynı zamanda Kilikya ovasındaki büyük bir kentin yerel özelliklerini de göz önünde bulundurmak gerekliydi. Jeofizik uzmanları tarafından gerçekleştirilen yöntemler, 2005 yılı için küçük bir traktör yardımıyla yapılan jeomanyetik taramalar ya da jeoradar ölçümleriyle ilgili yoğun bir test aşamasıyla sınırlı kalmıştır; her iki uygulama da büyük başarı elde etmiştir. Temel ve detayların çizilerek belgelenmesi yanında özellikle kentin değişimini yansıtacak olan, binaların tekil olarak veya kent alanının bilgisayar destekli görselleştirilmesi de mimarlara düşen görevler olmuştur. Jeodezi uzmanları ise, iki ya da üç totalstation yardımıyla topografik planların çizimine devam etmiş veya yeni ortaya çıkarılan yapıların ölçümüyle ilgilenmişlerdir.

History

The arch of imperial times and the Armenian curtain-wall behind © DAISikkelerden yola çıkılarak burada en azından MÖ 1. yüzyıldan beri Hellence olmayan bir ada sahip bir yerleşimin olduğu anlaşılmaktadır; yüzey buluntuları daha da eski bir döneme işaret eder. Bölgenin tamamı olasılıkla MÖ 67 yılında Pompeius tarafından o zamanki korsan Tarkondimotos'a bırakılmıştır. MÖ 19 yılında Augustus şehri yeniden kurar, II. Tarkondimotos'un ölümünden kısa bir süre sonra, bölge doğrudan Roma idaresine bağlanır. Stratejik konumunun önemi sayesinde, 2. yüzyılda gittikçe önem kazanan kent, daha sonra ordunun kışın konakladığı bir yer olarak önemini artırmıştır. 3. ve 4. yüzyıllardaki düşman saldırılarının bu gelişimi sona erdirmemiş olduğu, 5. ve 6. yüzyıllardaki parlak dönemi gösteren birçok büyük kiliseden anlaşılmaktadır. Birçok deprem ve salgın hastalık geçiren Kilikya Secunda'nın metropolisi, 8. yüzyılda Araplar tarafından zapt edildi; daha sonraki yüzyıllarda Anazarbos zaman zaman Bizans, Arap ve 1111 yılında da Ermenilerin eline geçti. Kent ve yerleşim tarihçesi Küçük Ermeni Krallığı'nın Memlükler tarafından 1375 yılında fethiyle sona ermektedir.

Objectives

2004 yılında başlayan yüzey araştırma projesinin en önemli amacını 1700 yıldan fazla bir süreyi kapsayan bir dönemde yerleşimin izinin sürülmesi ve yorumlanması oluşturur. Burada farklı dönemlere ait mimari yapılar yan yana korunagelmiş ve üzerlerine yeni bir inşa tabakası gelmemiştir. Kilikya'da yalnızca kentsel yapının başlangıcı ve oluşum sürecinin büyük bölümü değil, aynı zamanda önemli bir doğal çevreyle kurulan ilişki ve kuşatıldığı politik bölgeden (sert sınır savaşlarının ortasında) yararlanma durumu da bilinmemektedir. Etkileyici ve uzaklardan görülebilen kayalar ovada ucu bucağı olmayan bir sınır oluşturur ve burada ilk olarak tarihi dönemde yerleşilmiş olmaması gerektiğini düşündürür.

History of Research

Ruins in the ancient city and on the cliffs © DAI1836 yılında harabeleri ziyaret eden ilk Avrupalı olan C. Texier'i, V. Langlois ve özellikle burayı birçok fotoğrafla belgeleyen G. Bell gibi çok sayıda gezgin izlemiştir. 20. yüzyılın 50'li yıllarında M. Gogh birkaç haftalık bir yüzey araştırması yapmış ve topografik durumu ilk olarak kaba taslak belgelemiştir. P. Verzone ve R. Özgan, farklı yapılara ya da buluntulara ait yaptıkları ayrıntılı araştırmalarla önemli katkılar sağlamışlardır; ilk dönemleri kapsayan ve mevcut durumun bir araya toplandığı çalışma F. Hild ve H.-G. Hellenkemper tarafından yapılmıştır. R. Ziegler'in nümizmatik araştırmaları, özellikle de M. Sayar'ın epigrafya çalışmaları, bilimsel bir zemin oluşturmuştur.

Previous Activities

Kent planları ve olası yapı sistemleri üzerine ilk izlenimleri kazandıracak ve başlangıçta formüle edilen soruları araştırabilmek için ilk olarak, toprak üstünde görülebilen yapı kalıntılarının tarihsel bağlamlarıyla birlikte tam olarak belgelenmesi gerekliydi. Ayrıca özel olarak çekilen bir hava fotoğrafı ile eski fotoğraflar da bu çalışma için sistematik olarak değerlendirilmiştir. Bu adımı topografik modellerin ve yükseklik eğrisi planlarının yapımı, ancak öncelikle geniş kapsamlı olarak gerçekleştirilen toprak üzerinde görünmeyen kalıntıların jeofizik görüntüleme yöntemiyle belirlenmesi izlemiştir. Buna ek olarak, 100 hektardan fazla bir alanı kaplayan kent bölgesinde, devşirme ve kontekstsiz buluntular ile bilgi verme potansiyeli olan malzemeleri belgelemek ve ayrıca bazı bölgeleri veya yapıları anlamak için bilgi edinmek amacıyla yüzey araştırmaları yapılmıştır. Seçilmiş yapı topluluklarının veya taş planlar ya da cephe rekonstrüksiyonu gibi yapıların ayrıntılı belgelemeleri, yüzey araştırmalarına dayanan yorumlama çalışmasının eksiklerini gidermiştir.

Recent Activities

Remains of an aqueduct outside the city © DAIAnazarbos'taki çalışmaların önemli bir ağırlık noktasını, içinde farklı gömüt biçimlerini ve in situ durumda bulunan yazıtları barındırmak suretiyle kent gelişimi hakkında önemli bilgiler veren üç büyük nekropol alanının yoğun olarak araştırılması oluşturmaktadır. Antik yol dokusunun belirlenmesi ve Anazarbos'un merkezindeki daha eski olduğu bilinen yapıların ortaya çıkarılmasında kullanılan jeofizik görüntüleme çalışmalarına ek olarak, yüzey buluntularını farklı açılardan değerlendirebilmek amacıyla ilk olarak 2006 yılında tüm bölgede yoğun yüzey araştırmasına başlanmıştır. Bu keramik-yüzey araştırmaları, ovada Tunç Çağı'nda yerleşilmiş olduğuna dair şaşırtıcı nitelikte sonuçlar vermiştir. Daha sonraki keramik ilk olarak MÖ 3. yüzyıla tarihlenir ki bu da şimdiye kadar kabul edilenden 200 yıl eski bir tarihtir. Bundan başka ve keramik üzerinden okunan gelişim tarihsel söylemle uyum sağlamaktadır: kent MS 2. yüzyılda stratejik açıdan önemli konumu sayesinde esaslı bir gelişme kaydetmiştir. Ayrıca yüzey buluntularının değerlendirilmesi, eskiden yerleşilmiş olan alanın MS 6. yüzyıldan itibaren ilginç bir şekilde yeniden eski çekirdek bölgesine doğru gelişim gösterdiğini kanıtlamıştır. Belgelenmiş durumdaki çeşitli dönemlere ait bina komplekslerinin görsel rekonstrüksiyonuna hız verilmiştir çünkü yalnızca bu şekilde yüzyıllarca süren kentin gelişim süreci büyük ölçüde anlaşılır hale gelmektedir. Farklı dönemlere ait birçok bezemeli mimari öğesi üzerinde yapılan ayrıntılı çalışmalar 2006 çalışma kataloğunun tamamlanmasına katkıda bulunmuştur.

Methodology

Aerial view of the city and the acropolis on the rocky spur © DAIAnazarbos'ta yukarıda sözü edilen çalışmalar için 15-20 kişilik bir ekip kurulmuş, kurulan ekip arkeologlardan, mimarlardan, jeodezi ve jeofizik uzmanlarından oluşmakla kalmamış, aynı zamanda sıkı bir işbirliği de yürütülmüştür. Zorlu bir arazide ve büyük ölçüde yüzey buluntularının değerlendirmesiyle uğraşan arkeologlar için önemli olan, iki ya da üç çalışma sezonundan bilinen buluntu skalasıyla burada yalnızca uzun bir zaman dönemini profesyonel olarak ortaya çıkarmak değil, aynı zamanda Kilikya ovasındaki büyük bir kentin yerel özelliklerini de göz önünde bulundurmak gerekliydi. Jeofizik uzmanları tarafından gerçekleştirilen yöntemler, 2005 yılı için küçük bir traktör yardımıyla yapılan jeomanyetik taramalar ya da jeoradar ölçümleriyle ilgili yoğun bir test aşamasıyla sınırlı kalmıştır; her iki uygulama da büyük başarı elde etmiştir. Temel ve detayların çizilerek belgelenmesi yanında özellikle kentin değişimini yansıtacak olan, binaların tekil olarak veya kent alanının bilgisayar destekli görselleştirilmesi de mimarlara düşen görevler olmuştur. Jeodezi uzmanları ise, iki ya da üç totalstation yardımıyla topografik planların çizimine devam etmiş veya yeni ortaya çıkarılan yapıların ölçümüyle ilgilenmişlerdir.

Results

Birçok Antik yapının (iki tapınak, bir anıtsal gömüt yapısı, kaya kütlesinin üzerinde bir propylon) yanında Antik dönem sonrası büyük yapıların (iki kilise, bir kapı) ortaya çıkarılması ya da yerinin saptanması burada ilk olarak anılabilir; elbette artık mümkün hale gelen, kentin İmparatorluk dönemindeki görünümünün rekonstrüksiyonu da çok önemlidir. Şimdiye kadar yapılan topografik çalışmalar ve jeofiziksel görüntülemeler, Anazarbos kentinin belli dönemlerdeki görünümünün oldukça iyi anlaşılabilmesine çok büyük katkıda bulunmuştur; ancak elbette başka bilgiler verme potansiyeli kesin olan geniş alanların daha araştırılması gerekmektedir. Kentin Hıristiyanlık öncesi yüzyıllardaki oluşum yapısını anlayabilmek amacıyla, öncelikle kent merkezindeki kalıntıların izini sürmek gerekmektedir. Bunun için de çalışmalar öncelikle yüzey buluntularının belgelenmesi üzerinde yoğunlaşmalıdır, zira Anazarbos kentinin gelişiminin anlaşılmasında, bitmiş durumdaki mimari belgelemeden sonraki en büyük potansiyele sahiptir.

Cooperation / Cooperation partners

Prof. Dr. Mustafa H. Sayar (Viyana/İstanbul, yazıt ve tarih bakımından yüzey araştırması)
Prof. Dr. H. Stümpel (Kiel, jeofizik tarama)

Bibliography

M. Gough, Anazarbus, Anatolian Studies 2, 1952, 85-150;
P. Verzone, Città ellenistiche e romane dell'Asia Minore: Anazarbus, Palladio, N.S. 7, 1957, 9-25;
F. Hild - H. Hellenkemper, Kilikien und Isaurien (= Tabula Imperii Byzantini 5), Wien 1990, 178-185;
H. Hellenkemper, Die Stadtmauern von Anazarbos / Ayn Zarba, in: XXIV. Deutscher Orientalistentag vom 26. bis 30. September 1988. Ausgewählte Vorträge, Stuttgart 1990, 71-76. Kirchenanlagen: aynı yazar, RBK IV, 1984, 178-201;
M. H. Sayar, Die Inschriften von Anazarbos und Umgebung I, Inschriften griechischer Städte aus Kleinasien 56 (2000);
R. Posamentir - M. H. Sayar, Anazarbos - ein Zwischenbericht aus der Metropole des Ebenen Kilikien, IstMitt 56, 2006 (Baskıda)

Recent projects

  • 31.01.2012

    Wirtschaft als Machtbasis – Vormoderne Wirtschaftssysteme in Anatolien more

  • 17.10.2011

    Hattusa/Boğazköy more

  • 17.10.2011

    Epochenwandel und historische Veränderungssprozesse in Anatolien more

Contact

The German Archaeological Institute (DAI) is a »scientific corporation« of the Federal Institution under the auspices of the Foreign Office. The staff of the Institute carries out research in the area of archaeology and in related fields and maintains relations with international scholars.
Furthermore, it organizes congresses, colloquia and tours, and informs the public through the media about its work.  

contact form